18 Mart 2015 Çarşamba

Sürdürülebilir Ne Demektir?

Ürettiğiniz her ürün sürdürülebilir olmalıdır. Bunu şöyle açıklayayım.

Diyelim ki mey üreteceksiniz. Bal, portakal, böğürtlen ve su sizin çiftliğinizden çıkmalı. Ufak tefek baharatlar dışarıdan da gelse sorun değil ama ana malzemeler siz de zaten var.

Öte yandan bira yapmak ise arpayı üretmiyorsanız sürdürülebilir değil. Arpa dışarıdan alınıyor. Malt ve diğer malzemelerin çoğu dışarıdan satın alınıyor. Sonunda belki artizan bir bira ortaya çıkıyor ama kendi zevkimiz için para harcamış oluyoruz. Hobi ise sorun yok.

Eğer üretimin her aşamasında kullanılan gerekli malzeme sizin çiftliğinizden çıkıyorsa ancak o zaman sürdürülebilir bir modeliniz var demektir. Eğer para harcıyorsanız kesinlikle sürdürülebilir değil. Ürünü maliyetinden fazla fiyata, yani kar yaparak sattığınızı bile düşünsek sürdürülebilir değil. Çoğu zaman harcadığınız insan gücünü katmadığınızı da belirtmek isterim. Yaptığımız işden zevk alıyoruz diye harcadığımız insan gücünü çoğu zaman göz ardı ediyoruz ama harcadığımız vaktin de bir ücreti var.

Örneğin tavuklarınızın yumurtladığı yumurtalardan çıkan civcivler sizin yetiştirdiğiniz mısır, yulaf gibi tahıllar ve bahçedeki ot, solucan ve böceklerle büyüyor. Sonra bunları kesip temizliyorsunuz. Elma ağaçlarını budarken çıkan dallarla tütsülüyor ve kürlenmiş biçimde satışa sunuyorsunuz. Her aşamada kullanılan malzeme siz de var. Tekrarlanabilir bir model ve para harcamadan üretim gerçekleşiyor. Eğer tavuk beslemenin giriş maliyetlerini de amorti etmek istiyorsanız ürünü ekstra para harcamadan ve katma değer katarak (tütsüleme) satışa sunmalısınız.

Giriş maliyetlerini bu yüzden iyi hesaplamak ve kaydını tutmak önemli. Ne kadar hızlı amorti ettiğinizi ve nasıl başardığınızı da not edin ve daha hızlı nasıl yapabilirdiniz düşünün.

Kaçınılmaz olan, elektrik, mazot, paketleme ve reklam giderleri de var tabii ama bu giderler bile sürdürülebilir hale getirilebilir. Zaman geçtikçe modeliniz de iyileştirme yaparak bu giderleri de nasıl egale edebilir veya sürdürülebilir hale getirebilirsiniz düşünmeniz lazım.

Bu örnekler çoğaltılabilir. Şimdi çiftliğinizde sürdürülebilir üretimi yapılabilecek neler var bir liste yapın. Hiç dışarıdan malzeme almadan, para harcamadan neler üretebilirsiniz düşünün. Burada yeniden değerlendirme de çok önemli. Şişeler, kavanozlar, cam olan her şey yeniden değerlendirilebilir.

Yolun başındaysanız ve çiftlik yeni kuruluyorsa çok daha iyi. Üretimde ihtiyacınız olacak şeylerin listesini yapıp tüm bu malzemeyi nasıl sürdürülebilir biçimde üretebilirsiniz düşünün. Plan yapın. Herkes çilek satar ama çilek reçeli yapıp satmak daha fazla kazandırmaz mı? Hatta çilekle ne iyi gider düşündünüz mü? Örneğin saf kakao parçacıkları ve çilek ile yapılmış bir reçel. Kakao dışardan geliyor ama. Kakao dışardan geliyor evet. Fakat kakao’yu direk üreticisinden alarak aradaki aracıyı ortadan kaldırmak, paranın tamamının kakao üreticisine gitmesini sağlamak ve bu işi ahlaki açıdan doğru biçimde yaparak akşamları rahat uyumak sizin elinizde. Çiftliğinize girecek her dış ürün doğaya zarar vermeden üretilmiş, üreticisine doğrudan para kazandıran, mümkün olduğu kadar doğal ve hatta organik metodlarla geliştirilmiş yada üretilmiş ürünler olmalıdır. Büyük karteller yerine küçük üreticilerden gelmeli, mümkünse yerel veya en fazla 100km’lik bir daireden geliyor olmalı. Üretildiği yeri, sistemi, yerinde görmeniz, üretici ile tanışmanız çok önemli. Kakao belki çok uç bir örnek ama diyelim ki imkanınız oldu ve kakao üreticilerini görmeye Kolombiya’ya yada  Venezuella’ya gittiniz. Güzel olmaz mıydı buradaki Türkleri bulup olayı organize etmek ve tedarik zincirini kurmak.

Çözüm sizin de anladığınız gibi küçük ve artizan üretimde. Kilometrelerce mısır üretmek, göz alabildiğine badem tarlası yapmak çözüm değil. Ekolojik çeşitlilik, ata yadigarı tohumlar, küçük ama kaliteli üretimler ile toplumları beslemek olası. Bakın Birleşmiş Milletler bünyesinde yapılan bilimsel bir araştırma da bile bahsediyor Hilal Elver hocamız. Üretim küçük ve pek çok kişi tarafından yapılan bir şey olmalı. Zaten o zaman yediğimiz domates tam olarak besin değerleri yüksek ve besleyici olur. Tavuk o zaman gerçekten besleyici ve Omega3 açısından zengin oluyor. Keza yumurta da bir o kadar besleyici oluyor. Kalite yükseldikçe üretimin çapı da küçülmelidir.

Toprakla olan bağımızı tekrar geri kazanmalı, TV, bilgisayar oyunlarından vazgeçmeli, mevsimlere göre yaşamalı, çimen yapacağımıza bir iki meyve ağacı dikmeli ve fazla gelen ürünleri satmalıyız. Daha sağlıklı, stres gibi zamane dertlerinden uzak, dingin ve yavaş biçimde yaşayan, yazın konserve yapıp kışın yiyen, meyve sebzeyi mevsiminde yiyen, bahçede çapa sallayan, inekleri, koyunları, keçileri, tavukları ile mutlu yaşayan ve bu arada belki bir doktora tezi bitiren biri mi olmayı istersiniz yoksa 9dan 5e çalışan, akşam Mc Donald’s gibi yerlerden bir menü alıp evinde bilgisayar oyunlarına veya TV dizilerine takılan biri mi? Evli ve çocuklu olanlar da düşünsün. Yeni nesli nasıl yetiştirmek istiyoruz, toprağı hiç ellemeden FarmVille oynayan bir nesil var karşımızda. Anne babası ellemiş mi ki çocukları ellesin demeyin. Sakın bana ben apartmanda ne yapabilirim ki de demeyin. Hadi diyelim gerilla usulü sebze yetiştirecek bir toprak parçası yakınlarda yok, balkon veya teras da mı yok! Belki sorsanız çevrenize, size bir yerlerde ekip biçmeniz için toprak verecek bir kaç kişi bile bulabilirsiniz. Yaşlı çiftçiler kendi çocukları yapmadıkları için topraklarının kullanılamadığından şikayetçi. Siz ekip biçmek isteseniz seve seve vereceklerine eminim.