Hobi Arıcılık Kitabım

Sevgili okuyucum, pek yakında hobi ve şehir arıcılığı konusunda bir e-book yayınlayacağım. Uzun zamandır konu üzerinde çalışıyor ve denemeler yapıyorum. Şu anda 2 Kenya ve 1 Langstroth kovan ile şehrin ortasında doğal olarak bal üretmekteyim. Oldukça zevkli bir uğraş olduğunu zaten blog girdilerimden takip ediyorsunuzdur. :-))

Kitabımın ilk 6 sayfasını buradan indirebilir ve "içindekiler" kısmına göz atabilirsiniz. Kitabın giriş kısmını da aşağıdan okuyabilirsiniz.



Hobi arıcılık son yıllarda arı kolonilerinin azalmasıyla birlikte Avrupa ve Amerika’da gözde hobilerden biri haline gelmeye başlamıştır. Günümüzün başlıca bilgi taşıma aracı olan internet ise bu tür akımları besleyen yegane altyapı halindedir. Genelde genç neslin internet kullandığı düşünülürse, neden gençler arasında yaygınlaşan bir hobi olduğunu da anlayabiliriz. İngiltere’de lise çağındaki çocukların şehirde arıcılık yapması ve hatta ürünlerini mahalle pazarında satmaları nedeniyle İngiltere Arıcılık Birliğinin kovan ve koloni yardımında bulunduğu da sevindirici haberler arasındadır. Hatta Londra’da kayıtlı kovan sayısı nektar kapasitesinin üstüne çıkmıştır. Şimdi belediye nektar verebilecek bitki ve ağaçları dikmek için girişimde bulunuyor.

Eğer bilgisayarınızdan okuduğunuz bu kitap arıcılık hakkında edindiğiniz tek kitap ise, tavsiyem konu hakkında daha farklı kaynaklardan da bilgi almanızdır. Bu kitap arıcılık konusunda her türlü bilgiyi içermiyor. Öte yandan konvansiyonel arıcılığı da kötüleme amacı gütmemektedir. Bu kitabı açık fikirlilikle ve önyargısız okursanız eminim pek çok yararlı fikir görüp feyz alacaksınız. Temel olarak arı kolonisi ve kovan modelleri hakkında bilginiz olduğunu varsayıyorum.

Arıcılık modeliniz ne olursa olsun, o modelin kurallarına harfiyen uymak yapacağınız en önemli şeydir. Benim farkına vardığım bir şey ise, bu iş de yıllarını vermiş arıcıların söylediği her metodun bir karşıtının muhakkak olduğudur. Bunun sebebi ise farklı coğrafyada yaşayan arıcıların metodlarının da birbirine zıt olabileceğidir. Öyle ki Marmara Ereğlisi’nde kullanılan metodu getirip Ankara’da kullanmaya kalkarsanız sonuçları hezimet olabiliyor. Bu kitabın içinde de karşıt yöntemler olması sizi şaşırtmasın.

Çağımızda arıcılık bilgisi, hızla paylaşılıp uygulandığı için sonuçları hızlı görülebilmekte ve karşılaşılan problemlere hızlı çözümler bulunabilmektedir. Herkesin ortaklaşa yazıp çizdiği forum ve blog gibi bilgi paylaşım ortamları aynı zamanda farklı kültürlere ait arıcılık bilgilerinin de dilimize çevrilip serbestçe dolaşabilmesine imkan vermiş ve sonuçta bu işle uğraşan profesyonellere ve hobicilere yeni ufuklar açmıştır.

Ben hobi olarak arıcılığa başlarken konu hakkında en ufak bir bilgim yoktu. İlk olarak internette forum gibi bir oluşum var mı diye baktım. Bir değil bir kaç oluşuma rastladım ve buralardan özümsenecek bilgi oldukça üst seviyede ve kaliteli. Bütün gün bilgisayar karşısında oturduğum için de bunları okuyacak kadar vaktim var sayılır, tabii işverenim erişimimi kısıtlamazsa.

İkinci olarak şehir kütüphanesinde ki kitapları araştırdım. Yerel olarak uygulanan arıcılık modelleri farklı farklıdır. Amacım yerel bir yazarın yazdığı kitabı okumaktı. 4 adet kitap da kütüphaneden aldım ve okuduktan sonra bazı sayfalarını fotokopi çekip geri verdim. Tabii bu kitapların hepsi ticari ve konvansiyonel arıcılık ve metodları üzerine kurulu, sadece arıcının rahatını düşünerek yazılmış kitaplardı.

Yerel Arıcılık kulübünün toplantılarından bazılarına da katıldım. İleri de bu gruba üye olmayı da düşünebilirim. Aynı kafadan insanlarla tanışmak güzel oluyor.

Arıcılık hakkında okudukça kullanılan ekipmanın da çok fazla nakit ve yer harcayacağına kanaat getirdim. Tam teçhizatlı bir kovan almaya kalktığınızda işin maliyet yönü çok düşündürücü oluyor. Ayrıca bu kadar fazla teçhizatın olması da başımı döndürdü. Lise çağında veya kıt kanaat bir işde çalışan kişinin bu hobiye girmesi oldukça zor gibi görünüyordu. Ben de bu kadar parayı harcamadan evvel evdeki patronumdan izin almam gerekir :-).

Beni tanıyanlar ve bloglarımı okuyanlar bilir ki “doğallık” benim için çok önemlidir. Zaten bu yüzden pek çok yiyeceği evde yapmaya ya da üretmeye çalışıyorum. Bu arıcılığın da doğal bir yöntemi muhakkak vardır diye araştırma yapınca olayın boyutlarını da ortaya çıkardım. Doğal arıcılık diye bir şey var ve konvansiyonel arıcılığın tam tersi bir uygulama. Tabii ki bu yöntemin amacı kar değil. Ticari boyutlarda üretim yapabilmek gibi bir sıkıntımız yok. Kendimize yetecek kadar veya en fazla bir kaç komuşumuza verecek kadar bal üretsek yeter ki eminim 2 sene içinde tüketebileceğinizden çok daha fazla bal hasadı yapacaksınız. Kovanlarımızında sayısı az olduğundan herhangi bir standardı takip etmemize gerek yok.

Bu yüzden bu rehberi kaleme alarak hobi arıcılığına başlayacak kişilerin belli temel bilgileri kolayca almasını hedefledim. Doğal arıcılık ne demektir, rutin hayatımızın doğal bir parçası haline nasıl getirilir, yapılacak işler ve gerekli ekipman nelerdir burada detaylı olarak anlattım. Baştan söylemeliyim ki hobi arıcılığı verimli olduğu kadar zevklidir de ama bu hiç sokulmayacaksınız anlamına gelmez. Fakat onun da sebepleri var, yeri gelince değineceğiz.

Arıcılık sanıldığı kadar zor değildir. Yılda iki kere kovanları ziyaret etmenin neresi zor olabilir ki? Ayrıca her hobi arıcıyı bu işten vazgeçiren “maliyet” de oldukça düşürülebilir. Maliyeti düşürmek elinizde olduğu gibi balınızı yakın dostlarınıza satmak da ek bir gelir getirebilir. Ama hiç bir zaman bu hobiyi ticari boyutlara getirmeyin. Hem sıkıntı yaratır, hemde vaktinizden çalar. Harcadığınız parayı amorti etmenin en kolay yolu kovanıyla beraber koloniyi satmak olabilir. Bu konuda duyduğum en iyi tavsiye kendinize kovan yaparken iki tane yapmanız ve birini satmanız. Böylece tüm masrafı bir kerede çıkartıyorsunuz.

Ben kovanlarımı yakındaki bir kaç inşaattan, atılmış tahtaları değerlendirerek yaptım. Müteahhitler artık beni tanır hale gelmişti ve tahtaları benim için bir kenara ayırıyorlardı. Ne yaptığımı da bildikleri için mutluydular. En azından atık tahtalar bir işe yarıyordu. Yalnız MDF denilen tahta türüne dikkat edin. Bu tahta (tahta demeye bin şahit ister) talaşdan ve bazı yapıştırıcı maddeler kullanılarak üretilmiştir. Aşındığı veya zımparalandığı zaman toksik bazı kimyasalları salar ve tozunun solunması iyi değildir. Kovan yapımı için de uygun değildir ama dış kaplama için uygundur (eğer boya ile su / yağmur yalıtımı yaparsanız). Son yaptığım Kenya kovanın tahtası 1cm kalınlığında idi ve MDF ile kaplayarak kalınlığı 3cm’ye çıkardım. Tüm kovan yeniden değerlendirilmiş atık tahtalardan yapıldı. Biraz ağır oldu ama taşınmayacağı için problem yok.

Eğer arıcılık hakkında herkesin rahatça fikir beyan edebildiği, seviyeli ve kaliteli bir ortam arıyorsanız sizi forumlarımıza bekleriz.